Eğitim,  Girişim,  Girişimcilik,  Kategoriler

Girişimci üniversite okumalı mı?

Sosyal medyada, “Girişimciler üniversite okumalı mı?” başlıklı gönderiler görüyorum. Konuya ben de değinmek istedim. Çünkü 20 saniyelik videolarla karar verilecek bir konu değil.

Bazı ünlü girişimciler üniversitesini tamamlarken diğerleri yarım bırakmış. Olaya böyle dışarıdan bakmamak gerek. Nedenini de bilmelisiniz. Yoksa yanılabilirsiniz. Yani kendinizi Bill Gates ile kıyaslayacaksanız, onun gibi program yazmayı bilmeniz ve kendinizi geliştirebilmeniz gerekir. Örneklere sadece basit bakarak yola çıkamazsınız. Çünkü birçok değişkeni var. Girişimcilik hakkında bilgi, işletme hakkında bilgi, girilecek sektör, girişimcinin hedefi ve geçmişten gelen bilgi altyapısı gibi değişkenler üniversite okuyup okumamayı belirliyor.

Girişimciler, ülkelerin gelişmesi için önemli bir faktördür. Ülkesine döviz getirirler, iş gücü sağlarlar ve halkın ihtiyaçlarını karşılarlar. Ayrıca tüm dünya için de önemlidir. Çünkü insanlığın gelişmesini sağlarlar. Girişimci, söylediklerimin farkındalığına sahip olmalıdır. Devamlı kendini geliştirebilmelidir. Bilgili olmalıdır. Ufkunu açabilmelidir.

Başarı sadece üniversite ile gelmeyebilir. Kişi kendini geliştirebiliyorsa başarıya ilerler. Başarı sizce nedir? Bir alanda veya sektörde en iyisi olmak mıdır yoksa işinizi tutturmak mıdır?

“Lise sonrası okumayıp girişim yapacağım.” diyebilirsiniz. Bu sizin kararınız. Zaten üniversite zorunlu da değildir. Üniversitenin bir amacı vardır. O amaç için gitmiyorsanız, üniversitenin bir mantığı yoktur. Bu sadece girişimciler için geçerli değildir. Herkes için geçerlidir.

Girişimci üniversite okumalı mı? Bu sorunun cevabını bulmaya çalışacağız. Sizlere düşüncelerimi aktaracağım. Örnek olarak dünyanın en başarılı ve zengin girişimcilerine de bakacağız. Dünyanın en zengin ilk 2 girişimcisinin diğerlerinden farkını görmenizi istiyorum. Siz girişimcilere, “Üniversite okuyun veya okumayın.” demeyeceğim. Size bırakacağım. Amacım ufkunuzu genişletmek.

Girişimcilik

İlk önce girişimciliğin ne olduğunu bilelim. Girişimcilik, üretim faktörlerinin bir araya getirilerek, insanların ihtiyaçlarına göre mal ve hizmet üretilmesi ve bunun karşılığında kâr elde edilmesidir.

Üretim temelde 4 faktörden oluşur. Emek, sermaye, doğal kaynak ve girişimci. Girişimci, diğer 3 faktörü birleştirerek girişim yapar. Günümüzde ise profesörler, bilgi ve teknoloji faktörlerini de ekliyorlar. Bilgi teknolojisiyle karıştırmayın. İki ayrı faktörden bahsediyorum.

Emeğini, sermayesini ve üretimde kullanacağı doğal kaynağını birleştiren herkes girişimci olabilir. Peki günümüz dünyasında rekabet ve başarı için sadece bu 4 faktör mü gereklidir?

Teknolojinin gelişmesi, onu kullanmamızı artık gerekli kılmaktadır. Sadece yazılım sektörü aklınıza gelmesin. Her sektör için geçerlidir. Bilgi ise bütün faktörleri kapsar niteliktedir. Girişimcinin amacı kâr etmektir. Peki bunun için başarılı olmak gerekmiyor mu? Bilgiye sahip olmadan başarıya sahip olunamaz. Rekabette en önlere çıkılamaz. Finansal, teknolojik, çevre ve piyasa, iş ve benzeri aklınıza gelecek bilgi altyapısına sahip olunmalıdır. Girişim anca böyle başarıya ulaşabilir.

Peki yine de girişimci üniversite okumalı mı? Bu soruya eski ve dünyayı karşılaştırarak başlayalım.

Eski dünya: petrol, yeni dünya: veri

1900’lü yıllardan daha da geçmişe gitmek istemiyorum. Girişimcilik 1900’lü yıllardan günümüze kadar çok değişti. Geçmişte az ürün çeşitliliği ve dünyanın mevcut durumu sermayesi olan girişimciler için avantajdı. O yıllarda sermayesi olan girişimciler petrole yatırım yaptı. Petrol çıkaranlar ve ülkesine getirenler zengin oldu. Diğer maden şirketlerini de ekleyebiliriz. Bunun için üniversiteye gerek yoktu. Yine de bu avantajı kullanmak için doğru bilgiye sahip olmak gerekiyordu. Sadece sermayesi olan girişimciler demek yanlış olur. Çünkü ne satabileceğini ve nerede bulacağını bilmek önemliydi. Ayrıca finansal bilgiyi de ekleyebiliriz.

1970 – 2000’li yıllar teknolojinin yavaş yavaş geliştiği zamanlardı. Ufkunu genişleten ve bilgi altyapısı olan girişimcilerin teknoloji girişimlerini yaptığı yıllardı.

2000’li yıllar ise internet girişimciliği zamanları. Burada da bilgi ve ufkun genişlemesi başarı getirdi. Zamanı ve durumu iyi değerlendiren internet şirketleri başarıya ulaştı.

Günümüzde ise girişimcilik çok değişti. İnternetin gelişmesi rakipleri çoğalttı. Eskiden bir işletme açmak gerekiyordu. Şimdiyse evden satış kolaylaştı. Rekabet zorlaştı. Büyük şirketlerle rekabet daha da zor. Özellikle 2000’li yıllarda kurulan internet girişimleri ile rekabet çok zor. Pazara hâkim oldular ve fark açıldı. Sıfırdan başlayan girişimcinin hemen farkı kapatması zor ama zaman içinde olabilir. Bunu sadece internet girişimleri için söylemiyorum. Her sektör için geçerli.

Artık bilgiye sahip olan ve yenilikler getiren girişimci başarılı olabilir. Tabii kaliteli ürün ve hizmetin önemini de unutmamak gerekir.

Yeni dünyada bilgiye sahip olmak

Girişimci bilgiye önem vermelidir. Hatta öneminin farkındalığına sahip olmalıdır. Başarı için kendini bilgiyle doldurmalıdır. Daha da önemlisi ise doğru bilgiye sahip olmalıdır.

Başarı, bilgi birikimiyle olur. Bilgi de insana durup dururken gelmez. Kişinin o bilgiye erişmesi gerekir. Başarılı bir eğitim hayatı da bilgiye erişmeyle ve ufku genişletmeyle olur. Tabii öncelik olarak kişi kendi alanını seçebilmelidir. Sonra eğer istiyorsa eğitimini almalıdır. Eğitimi de sırf o bölümden diploma almak ve çevreye göstermek için almamalıdır. Üniversite, diplomaya sahip olmak değildir.

Günümüzde üniversiteye gitmek yeterli niteliği sağlamıyor. Çünkü artık herkes üniversite mezunu. Nitelikli olmanız üniversitede yapacaklarınıza bağlıdır. En önemlisi de kendi alanınız olan bölümü seçmeniz. Bu girişimciler için de geçerlidir.

Girişimcinin amacı çok kâr sağlamaktır. Her girişimci aynı sektörde başarılı olamayabilir. Sektörü bilen ve doğru bilgilere erişmiş olan başarılı olur. Sektör kadar kurulan işletmeyi yönetebilmek de önemlidir. Strateji geliştirme, iş planlama ve iş veya proje yönetimi gibi konulara hâkim olunmalıdır. Girişimci, yaratıcı olmalıdır. Fikir üretebilmelidir. Pazarlama, finans, üretim ve hukuk gibi konularda yeterli bilgiye sahip olmalıdır. Tabii bunları yapabilmesi için ufkunu açabilmelidir. Bolca okumalı, gezmeli ve görmelidir. Ayrıca yeni insanlarla tanışmalıdır.

Her girişimcinin aynı sektörde başarılı olamayabileceğini söylemiştim. Sebebi ise herkes kendi alanında başarılı olabilir. Demek istediğimi biraz daha açayım. Girişimcisiniz ve bir şirketiniz var. Girdiğiniz sektör ilgi alanınızda değil. Sadece para yatırdınız ve kazanıyorsunuz. Satışlarınız iyi ve kâr elde ediyorsunuz. Hedef kitleniz de var. Güzel. Peki tutkuyla mı yapıyorsunuz? Hayır. Tutkuyla ve severek yapılmayan iş ileride başarısızlıkla sonuçlanabilir. İşini tutkuyla yapan girişimci sizin müşterilerinizi kapar.

Tutku ve mutluluk size en iyisi olma isteğini getirecektir. Böylece ufkunuzu daha da açmak isteyeceksiniz. Sizce ufkunuzu açmanızda size yardımcı olacak yer neresidir? Alanınızda en iyi bilgiye nerede erişirsiniz? Tabii ki üniversite arkadaşlar.

Üniversitenin avantajları

Üniversitenin avantajları diye başlık attım ama her üniversite için aynı şeyi söyleyemem. Çünkü her üniversitenin kalitesi aynı değildir. Örneğin, girişimcilik veya işletme bölümlerini her üniversitede bir tutamazsınız. Bu konuda daha detaya girmeme gerek yok diye düşünüyorum.

Üniversitenin amacı ufku genişletmektir. Bu yüzden en önemli avantajını başta söyleyeyim;

  • Ufkunuzu genişletebilirsiniz.
  • Daha fazla bilgiye erişebilirsiniz.
  • Farklı bakış açıları kazanabilirsiniz.
  • Bilgiye sahip akademisyenlerden ders alabilirsiniz.
  • Topluluklara katılarak sosyalleşebilirsiniz. Gelecekte size ve işletmenize katkı sağlayacak insanlarla tanışabilirsiniz.
  • Üniversitenizin düzenlediği konferanslarda başarılı girişimcileri dinleme fırsatı bulabilirsiniz. Başarılı girişimcilerle tanışabilirsiniz.
  • Size katkı sağlayacak insanlarla network oluşturabilirsiniz.

Dikkat ettiyseniz hepsinin tek bir ortak noktası var. O da ufku genişletmek.

Başarılı girişimcilerin üniversite eğitimi

Başarılı girişimcilere baktığımızda üniversite geçmişleri var. Mesela Jeff Bezos. Dünyanın en zengin girişimciler listesinde ilk 2’de. Princeton Üniversitesi’nin elektrik ve bilgisayar bilimi mühendisliği bölümünden 1986 yılında mezun oldu. Yeni dünyanın teknolojisini iyi analiz etti ve internette satış yapmaya başladı. Amazon’u kurdu. Jeff Bezos ufkunu açmasaydı başarıya ulaşabilir miydi?

Mark Zuckerberg ise Harvard Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği ve psikoloji eğitimi aldı. 2 sene sonra yani 2004 yılında üniversiteyi yarım bıraktı ama 13 yıl sonra diplomasını aldı. Yarım bırakma sebebi ise üniversitenin veri tabanına girmesi ve ardından disipline verilmesi. Yarım bırakması sizi yanıltmasın. Kod yazmayı bilmese ve ufku geniş olmasa yine de başarıya ulaşır mıydı?

Bill Gates’e bakalım. Harvard Üniversitesi hukuk fakültesine girdi. 3. Sınıfta yani 1975 yılında kendi tercihi ile bıraktı. Bırakma sebebi ise yazdığı programdan para kazanmak için Meksika’ya gitmesiydi. Tabii yine de program üzerinde çalışabilmesi için Harvard’ın bilgisayar laboratuvarına ihtiyaç duydu. Biyografisine baktığımızda ise tutkusunun hukuk olmadığını görüyoruz. Tutkusunun peşinden gitti ve kendini bilgisayar alanında geliştirdi. Program yazabiliyordu. Bir vizyona sahipti. Kendi alanında yeni bilgiler öğreniyordu. Ufkunu kendi alanında genişletince fırsatları da görmeye başladı. Şimdiki konumunu hepimiz biliyoruz.

Bir kişi üniversite eğitimini bitirirken diğerleri yarım bırakmış. Üç girişimci de teknoloji ve internet sektöründe. Nedense şu an aralarında en zenginleri ve başarılısı üniversite eğitimini tamamlamış olan Jeff Bezos. Tabii üçü de aynı alanda rekabet etmiyor. Bunu da göz önüne almak gerek. Ayrıca diğerlerinin yarım bırakması sizi yanıltmasın. O yılların şartları ve neden ayrıldıkları da önemli. Ayrıca diğer ikisi de başarıya sahip. Tabii bu üniversite gereksiz anlamına gelmesin. İkisinin de kendi alanında altyapısı var. Yani boş insanlar değiller. Örneğin, Bill Gates gibi 1970’li yıllarda kaç kişi program yazıp, para kazanabiliyordu?

Elon Musk. Dünyanın en zengin ilk 2 girişimcisinden biri. Teknoloji girişimcisi. 1992 yılında Queen’s Üniversitesi’nde iki yıl geçirdikten sonra Pennsylvania Üniversitesi’ne geçiş yaptı. Ekonomi lisans diploması ve fizik yan dal diploması aldı. Ardından, Stanford Üniversitesi’nde fizik alanında doktora yapmaya başladı. Ancak doktorayı tamamlamadı. İnternet, yeşil enerji ve uzay alanlarına öncelik verdi. Sizce Elon Musk ufkunu genişletmese ve bu 3 alana öncelik vermek aklına gelmese başarıya ulaşır mıydı?

Son olarak da Richard Branson. Kendisi üniversite okumadı. Richard Branson, Prestijli bir üniversiteye gitmedim; Aslında ortaokulu bile bitirmedim” diyor. Buna rağmen yine de dünyanın en zengin girişimcileri arasında. Kaynak; https://www.cnbc.com/2017/11/29/richard-branson-says-the-key-to-success-isnt-a-university-degree.html

Seçim sizin

Söylediklerimi ve verdiğim örnekleri bir düşünün. Tabii ki başarının sizler için ne olduğu da önemli. İlerlemek mi istiyorsunuz yoksa belli bir seviyede kalmak mı? Belli bir seviyede kalanı başka bir girişimci geçebilir. Rekabet her zaman vardır. Rakiplerinize karşı ayakta kalmayı bilmeniz gerekir. Ayrıca işletmenizi mümkün olduğunca uzun süre hayatta tutabilmelisiniz.

En zengin ve başarılı girişimcilere baktığımızda ise üniversite okuyanların daha başarılı olduğunu görüyoruz. Demek ki üniversite daha da başarı getiriyor. Tabii ki doğru bölümü okumak da önemli. Sadece işletme ve girişimcilik bölümleri aklınıza gelmesin. Elon Musk ve Jeff Bezos kendi alanlarında üniversite okudular. Şimdi en başarılı ve zengin ilk 2 girişimci. Sizce bu tesadüf mü?

Üniversite başarıya giden yoldur ama yolu tamamlamak başarı getirmeyebilir. Önemli olan doğru adımlar atarak yolu tamamlamaktır. Yani üniversite okuyan girişimcinin ufkunu genişletmesi gerekir. Bilgiye sahip olabilmelidir. Bu da mutlu olacağı alanda olur.

Sermayeniz varsa girişimci olabilirsiniz. Ufkunuzu genişlettiğinizde ise başarılı olursunuz. Tıpkı Bill Gates gibi. Tabii kıyaslamayı yaparken siz de onun kadar başarılı olabilmelisiniz. İlla program yazın demiyorum. Kendi alanınızda bir şeyler yapabilmelisiniz. Sektörünüzü tanımalı ve fırsatları görebilmelisiniz.

Üniversite okumak zorunluluk değildir. Sadece ufkunu daha da genişletmek isteyenler gitmelidir. Alanınız hakkında fikriniz yoksa veya işletmenin nasıl yönetileceğini bilmiyorsanız eğitim almanız gerekiyor. Zaten eğitim almadan ve bilgi sahibi olmadan işe başlanmamalı. Yoksa başarısız olursunuz.

Girişimcinin ufku geniş olmalıdır. Bilgili olmalıdır. Çünkü girişimciler hem ülkesi hem de dünya için önemlidir. Bu yüzden başarılı olmalıdırlar. Bu farkındalıkla yolunuzu çizin. BEN GÖREVİMİ YAPTIM. SEÇİM SİZİN.

Diğer yazılarım da ilginizi çekebilir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.