Ekonomi,  Kategoriler

Ürünlerin fiyatları nasıl düşecek?

Ülkemizde artan fiyatlar hepimizin canını sıkıyor. Çünkü fiyatların artması bizlerin alım gücünü düşürüyor. Bir bakıma her fiyat artışında fakirleşiyoruz.

Gıda ürünlerinde gerçekleşen fiyat artışı toplumların her zaman en önemli konusudur. Toplumdaki bireyler temizlik ve bakım, giyim, kitap okuma, sosyalleşme, teknoloji ve en önemlisi günlük protein ihtiyacını karşılayabilmelidir. Tabii size şimdi Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini tek tek anlatmayacağım. Kısaca her birey kendini mutlu edeceği ihtiyaçları karşılayabilmelidir. Bir diğer birey, kendi mutlu oluyor diye diğerinin aynı ürünlerle mutlu olması gerektiğini söyleyemez. Günümüz toplumumuzun en önemli sorunlarından birini dile getirmek istedim.

Konumuza gelecek olursak ihtiyaçların karşılanabilmesi için fiyatlar uygun ve dengeli olabilmelidir. Peki bu nasıl olacak? Ürünlerin fiyatları nasıl düşecek? Sizlere çok karmaşık iktisat anlatmak istemiyorum. Basitçe anlatacağım.

Fiyat nasıl oluşur?

Ürünün değeri piyasada belirlenir. Piyasa, alıcıların ve satıcıların bir araya geldiği yerdir. Piyasaya, pazar da denebilir.

Alıcılar talep eden, satıcılar ise arz eden taraftır. Bir ürünün talebi arzdan fazlaysa fiyatı artar. Ürünün arzı talepten fazlaysa değeri düşer. Yani fiyatı düşer. Arz ve talebin kesiştiği nokta piyasa dengesidir.

Arz ve talep haricinde fiyatın belirlendiği başka faktör de maliyettir.

Paranın değeri ve ürünler

Paranın değeri mal ve hizmet fiyatları ile ters orantılıdır. Ekonomide fiyatlar genel düzeyi yükseldikçe paranın değeri düşer. Alım gücümüz de düşer. Fiyatlar genel düzeyi düştükçe paranın değeri artar. Yani alım gücümüz artar.

Fiyatlar genel düzeyinin sürekli artması hepinizin bildiği gibi enflasyondur. Fiyatlar genel düzeyinin sürekli düşmesine de deflasyon denir.

Fiyatlar nasıl düşer?

Bu sorunun iki cevabı vardır. Biri makro, diğeri ise mikrodur. Makro, toplumu ilgilendirir. Mikro ise bireyi ilgilendirir.

Makro çözüm

İlk önce makro için bakalım. Aslında cevabı hepimiz biliyoruz. Tabii ki de yerli üretim. Üretim artırınca arz artacaktır. Bu da fiyatı düşürecektir.

Paranın değeri de bu konuda önemlidir. Ham madde fiyatlarını etkiler. Paranın değeri düşük ve üretim de ithalata dayalı diyelim. Bu durumda maliyetler artacaktır. Tam tersi bir durum da söz konusudur.

Paramızın dolar karşısında değeri düşük. Bu da ithal ham madde maliyetini artırıyor. Bu yüzden yerli üretimin olması önemlidir. Ülkemizde bulunmayan ham maddeler haricinde diğer girdileri dışarıdan ithal etmememiz gerekiyor. Girdiden çıktıya kadar yerlilik oranı %100 ya da yakın olmalıdır.

Bana belki de, “Bu kadar kolaysa neden bu fiyatlar böyle?” diyeceksiniz. Çünkü cevap politika arkadaşlar. Örneğin, tarım politikasında talep edilen miktarı ithalatla karşılamak yerine ekersek yerli üretimi artırmış oluruz. Tohumlarımızın da yerli olması gerekiyor.

Mikro çözüm

Mikro kısmına gelelim. Herkesin evinde yaşam sayısı farklıdır. Bazıları bir evde tek, bazıları çift bazıları da on kişi yaşar. Demek istediğim bir kişiye ürün sınırlaması getirmek yanlıştır. Birey ürünlerini yeterli miktarda almaya özen göstermelidir. Yeteceğinden fazla alması talebi artırmaktadır. Bu da fiyatları artırır.

Sonuç

Toplumlar diğer toplumlardan her zaman daha zengin olmak isteyebilir. Aslında her toplum refah ve zenginlik içinde yaşamak ister. Günümüz dünyasında ise toplumların refahı diğerleriyle iç içedir. Çünkü ülkeye para girebilmesi için ihracat yapmak gerekiyor. Kısaca dünya artık globaldir. Her toplum bir diğer topluma bağlıdır.

Ekonomi savaşları olacaktır. Oluyor da. Güçsüz toplumlar, güçlülerin kendi ekonomisine müdahalesine karşı kendilerini koruyabilmelidir. Fiyat istikrarlarını sağlayabilmelidir. Bu da bağımsız merkez bankalarının varlığıyla, üretimle, adaletle ve toplumların güvenirliğiyle gerçekleşir. Aslında her şey güven üzerine kuruludur.

Yani demek istediğim, her zaman dış güçler değildir. Sokağa çıkıp bize sadece dış güçler müdahale etti ondan böyleyiz. Sadece onlar demeyin. Dış güçler her zaman vardır. Yanlışlıkları ve eksiklikleri kendimizde aramalı ve durumu iyileştirmeliyiz. Bir sorun varsa sorumlular da sadece dış güçlere bağlıyorsa ve halkta bunu onaylıyorsa daha en baştaki hata budur. Ülkelerden dış güçler sorumlu değildir, sorumluluğu alanlar sorumludur.

Mikro açıdan da her birey ve hane halkı da kendi sorumluluğunu almalıdır. İhtiyaçlarını yeteceği miktarda almalıdır. Çünkü her kaynak sınırlıdır. Bu herkesin aynı miktarda ürün alacağı anlamına gelmesin.

Fiyatların nasıl düşeceğini iktisat kitabıymış gibi yazmak istemedim. Üretime odaklanarak yazdım. Aslında hepimizin bildiği cevapları basitçe dile getirdim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.